Siyaset Urfa

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu makale 8604 kez okundu.
Yazının Tarihi :   00 0000 - 00:45:00

Kutlu Doğum

Büyüt
Küçült
Kutlu

Musa İMAMOĞLU

 

20 Nisan 571 unutulmayan ve unutulmayacak olan bir tarih.

 

Alemin yeniden can bulduğu kutlu tarih.

 

 Müstesna bir zaman dilimi.

 

Özlemle beklenen değişim ve dönüşüm o an başladı. İnsanlık bu günü bekliyordu. Beklenen oldu. Özlenen geldi. Ama biraz daha beklemek gerekiyordu. Ve nihayet insanlık asla unutamayacağı bir tarihle daha tanıştı 27 Ramazan 610. O kutlu Nebinin peygamberlik tacını giydiği tarih.

 

Karanlığın aydınlığa döndüğü tarih.

 

O günlerde insanlık cehalet karanlığının içerisinde bocalıyordu. Putlara tapılıyor, kız çocukları diri diri toprağa gömülüyor, insanlar pazarlarda bir eşya gibi alınıp satılıyordu.  İçki, kumar ve fuhuş çok yaygınlaşmıştı. Güçlüler zayıfları aşırı derecede eziyordu. Milli şairimiz Mehmet Akif’in:

 

Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta,

Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi” dediği gibi, insanlık birbirini yemekle meşguldü.

 

Zulüm ve haksızlığa uğrayanlar haklarını alabilecekleri bir merci bulamıyorlardı. Akrabalarla ilgilenilmiyor, komşuluk haklarına da riayet edilmiyordu. Bu kötü gidişattan dolayı toplum çok sıkıntılıydı. Sevgi, saygı ve güvenin yerini kin, nefret ve korku almıştı. Yaşama sevinci kalmamıştı. Dünya huzura muhtaçtı. İnsanlar bir kurtarıcı bekliyordu.

 

Toplum böyle sıkıntılı bir halde beklerken Yüce Allah insanlığa acıyarak içlerinden soyu, iffet ve şerefi herkesçe çok iyi bilinen bir Peygamber gönderdi. O bir rahmet peygamberidir. Âlemlere rahmet olarak gönderildiğini Rabbimiz (cc)  şöyle bildiriyor:

 

(Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik. (Enbiya,21/107)

 

Sevgili Peygamberimizin doğumunu bakın Süleyman Çelebi nasıl anlatır:

 

Doğdu ol saatte ol sultan-ı din,

Nura gark oldu semavat’u zemin.”

 

Bu kutlu doğumu Ali Ulvi Kurucu merhum şöyle dile getirir:

 

Buldu hep derdine dermanını

Canlar bu gece,

Nura gark oldu bütün kevnü

mekanlar bu gece.

Arş-ı alada melekler bile bayram

ediyor.

Havz-ı kevser de O’nun aşkına

çağlar bu gece.

 

 

Evet, Peygamberimizin doğumu ile dünyayı kaplayan kara bulutlar dağıldı. Gökler ve yeryüzü nurla doldu. Dertliler derman buldu. Melekler bayram etti. Dünyada olağanüstü haller meydana geldi. Küfrün beli kırıldı. Putlar yüzüstü yere düştü. Âlemler rahmet denizine daldı. Vahşet yerini rahmete bıraktı. Yeryüzüne şefkat, merhamet ve sevgi iklimi hâkim oldu.

 

Efendimiz, gençliğinde her türlü aşırılıktan uzak durdu. Puta tapmadı. İffet ve namusunu hep korudu. Ticaretle uğraştı. Etrafına güven verdi. Bu davranışından dolayı kendisine güvenilen “el-Emin” ünvanı verildi. Haksızlığa uğrayanların haklarını aramak ve hak sahibine hakkını iade etmek maksadıyla kurulan “Hılf’ul Fudul” cemiyetine üye oldu. Kabenin tamiri esnasında Hacer’ul-esved’i yerine koymak için çıkan kargaşada hakemlik yaparak büyük bir hadiseyi önledi. Kırk yaşına kadar tertemiz, pırıl pırıl bir hayat yaşadı.

 

Miladi 610 tarihinde kırk yaşında iken yüce Allah Peygamber (sav) efendimizi Peygamberlik şerefi ile şereflendirdi. Âdem aleyhisselam ile başlayan Peygamberlik Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) ile sona erdi.

 

Peygamberimizi sevmek ve O’nun gösterdiği nurlu yoldan gitmek imanımızın bir gereğidir. Allah Tealanın sevgisine, rızasına ve mağfiretine mazhar olmanın tek yolu O’nun sevgili Peygamberine uymaktır. Nitekim Kur’an-ı Kerimde şöyle buyrulur:

 

“(Rasülüm!) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir” (Al-i İmran,3/31).

 

Rasulüllahı dinlemek ve O’nu sevmek bize dünyada yaşama sevincini, ahirette ise cenneti kazandırır. Bu müjdeyi Peygamberimiz şöyle haber veriyor:

 

Bütün ümmetim Cennete girerler; yalnız istemeyenler müstesna.

—Ya Rasülellah kim istemez? Denildi.  

—Bana itaat eden Cennet’e girer; dinlemeyen Cenneti istememiştir demektir” buyurdu. (Buhari, İ’tisam, 2)

 

“Kutlu Doğum Haftası” nda Rasulullah (s.a.v.) i anarken hedefimiz O’nun yüksek ahlakını, faziletini,  adaletini, şecaat ve doğruluğunu anmak ve anlamak, bütün bunlara uyma azmimizi tazelemek olmalıdır.

 

Hislerimize tercüman olan Peygamber aşığı Ali Ulvi Hocamıza bir daha kulak verelim:

 

Ruhum sana aşık, sana hayrandır Efendim!

Bir ben değil, alem sana kurbandır Efendim!

Aşkınla buhurdan gibi tütmekte bu kalbim,

Sensiz bana Cennet bile hicrandır Efendim!

Kıtmirinim Ey Şah-ı Rusül, koğma kapından

Asilere lütfun yüce fermandır Efendim!

 

“Kutlu Doğum Haftası” nın vatanımıza, milletimize ve tüm İslam âlemine hayırlar, mutluluklar, kardeşlik ve barış getirmesini niyaz ederim.

Musa İMAMOĞLU

musa.imamoglu@gmail.com

Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR




Son Yorumlar
Ahmet y.
Evet gerçekten güzel indirimler var gitmenizi tavsiye ederim
Deftere Yaz
Ziyaretçi Defteri
Düşünce ve Önerilerinizi bizimle paylaşın.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Siyaset Urfa | http://www.siyaseturfa.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2016 - 2017