Siyaset Urfa

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu makale 10104 kez okundu.
Yazının Tarihi :   00 0000 - 22:01:00

Japonya Depremi

Büyüt
Küçült
Japonya

E.Osman KAAN

Yaşadığımız dünyada duyduğumuz duymadığımız irili- ufaklı doğal afetler olmaktadır. Bugün Japonya da olduğu gibi. Bunların bazıları için ilim adamları çeşitli sebeplerden bahseder. Fay kayması derler, nükleer denemelerin sonucu derler. Bu açıklamalar teknik ve bilimsel açıdan doğru olabilir. Beşerin kendi eliyle tabiatı tahrip edip, ekolojik dengeyi bozması sonucu da olmuş olabilir.

Peki biz bu olayları nasıl algılamalıyız:

Allah insanı kâinatla, kâinatı da insanla alâkalı olarak yaratmıştır. Fakat O, icraatını hep sebepler perdesi arkasında gerçekleştirmektedir. Dolayısıyla tüm bu yapılan açıklamalar birer sebeptir. Cenâb-ı Hakk isterse bu sebeplere te’sir gücü vermeyebilir. İbrahim (as) ateşte yakmadığı gibi İsmail (as) ı bıçağın kesmesine izin vermediği gibi.

Yani Rihter ölçeğine göre dokuz şiddetinde uzun bir müddet deprem olur da can ve mal zayiatı olmayabilir. Nitekim bir sözünde peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

“İnsanlar Allah’a tam kul olduklarında, Allah geceleri yağmur yağdırır, gündüzleri de güneş doğar”. Yani bir taraftan yağmurla bereket gelebilir, diğer yandan yağmurun günlük hayatı olumsuz etkileyecek yönlerinden insanlar salim olabilir.

Hadiste belirtilen bu hakikat niçin depremde veya sair tabiî afetlerde olmasın ki!

Öte yandan; Allah bir âyet-i kerimede şöyle ferman buyuruyor: “Allah bir beldeyi, o belde ahalisi ıslahçı oldukları müddetçe helâk edecek değildir” (Hud, 11/117).

Öyleyse biz kendimize düşeni yapmalıyız, gerisine karışmamalıyız. Nedir bize düşen? Daima ıslahçı olmaya çalışmak. Yani insanlığın iyiliğini istemek, bunun mücadelesini vermek, insanlığın iyiliği ancak onların günahlardan uzaklaşmaları ibadetlere koşmaları ile mümkün olacaktır, kararan ruhlar Allah’ a kul olma neşvesiyle aydınlanacaktır.

Diğer taraftan musibet dediğimiz nedir? Her zaman keder ve üzüntü müdür? Allah Kuran’da buyuruyor sizin hayır gördüklerinizde şer, şer gördüklerinizde hayır olabilir

Buna göre yangın, sel, heyelan, patlamalar ve diğer bütün musibetler insanlığa Cenab-ı Hakk’ın bir ikazı, bir tembihidir. Yani dış görünüş itibariyle bunlar her ne kadar şer gözükse de, varlığın perde arkası ve neticesi itibariyle hayırdır.

Bu afetlerden ilgili ve yetkili kişiler ders alır, tedbir alır. Bu afetler ile insanlık bu dünyanın dizginlerinin tamamıyla kendi ellerinde olmadıklarını anlarlar. Kendilerinin dışında bir gücün varlığını fark ederler, bu güç kendini onlara sebeplerle tekrar tekrar gösterir ve perdenin diğer tarafını görebilenler bu güce yönelirler Allah’a kul olmanın, ona yönelmenin gayreti içine girerler.

Bu sebeple bu hadiseleri daima hayra yormalı, şerre yormamalıdır. Çünkü aslolan hayırdır, şer değildir. Kaldı ki kainatta hiçbir hadise tesadüfi değildir. Her şey o yüce zatın, Allah’ın elindedir. Bu afetlerde ölen masum canları da belaların büyüklerinin gelmesine engel olan paratoner gibi görmeliyiz. Zira küçük musibet, büyük musibete karşı bir sed, küçük savrulmalar, büyük savrulmalara karşı ikaz edici birer mânâ ifade etmektedir.

Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR




Son Yorumlar
Ahmet y.
Evet gerçekten güzel indirimler var gitmenizi tavsiye ederim
Deftere Yaz
Ziyaretçi Defteri
Düşünce ve Önerilerinizi bizimle paylaşın.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Siyaset Urfa | http://www.siyaseturfa.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2016 - 2017