Siyaset Urfa

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu makale 773 kez okundu.
Yazının Tarihi :   00 0000 - 20:01:00

Günlerin İz'inden

Büyüt
Küçült
Günlerin

Recep GARİP

4 Temmuz 97

Kitaplarla yeni bir sevdaya daha tutuldum. Hamdolsun bir şey var farkına vardığım ne zaman böyle bir hale girsem tıpkı yeni cami önündeki güvercinler gibi üşüşüyorlar sağıma soluma, önüme ardıma. Onlan duyuyorum. Ne söylediklerini neler mınldandıklanm. Kelebekler gibi bir o yana bir bu yana uçuyorlar.
Kimi zaman avuçlarıma, kimi zamanda kucağıma konuyorlar. İçimde müthiş bir coşku oluşuyor böyle zamanlarda. Bir kaçtanesini alıyorum.

Diğerleri omuzlarını çekiyorlar. Mızmızlanıyorlar bana güceniyorlar açıkçası. Yine de onlan ikna ediyorum
okşuyorum altın saçlarını, öpüyorum tamam seni de, seni de söz yarın, kısa zaman sonra okuyacağım diye ancak yatışıyorlar. Böylece bir şölen yaşıyorum sevgili kitap dostlarımla. Kim yaklaşırsa onlara yaklaşıyor kitaplar. Onu anlamalı insan. Kendisini sevdiğinizi anlarsa dilini size öğretiyor. Böylece vazgeçilmez bir
muhabbet oluşuyor kitapla okur arasında,Şu sıralarda birkaç tanesi evdeki çalışma masamın üzerinde bekliyorlar beni. Bir kaç tanesi günlük çantamda benimle birlikte sohbetevimde masamın üzerinde bana bakışıyorlar. Mesela: Cemil Meric’in bütün kitapları, Susanna Tannora’nun ’Yüreğinin Götürdüp Yere Git’ Arif Ay’ın ’Dokuz Kandil’, Cemal Şakar’in ’Yol Düşleri’,

Anne Frank’ın ’Hatıra Defteri’, Dergilerden Düşçman, Hece, Mavikuş, Yediiklim, Ribat.gibi. Araya üzücü bir haber giriyorum:Şu satırları yazmaya başladığım anda günlük gazeteleri getirdiler. Milli Gazete ve Yeni Şafak. Gazeteleri getiren hanım kız M diyor; ’Ayhan Songar’ ölmüş.Haberiniz var mı? *înne lillah ve înna îleyhi Raciun’ diyorum. Çok üzüldüğünü söylüyor. Rahmetli Ayhan Hocayı eşiyle birlikte bir programa davet etmiştik.Birkaç telefon görüşmesi yapmıştık. Geleceklerdi. Konuğumuz olacaklardı söz devermişlerdi. Ne varidi mecburi bir İstanbul dışı ziyareti nedeniyle gelemediler. O gündür bu gündür kendileriyle bir bağımız vardı. Bu yılda yazşenliklerimizde deTantavi Sohbetlerimin arasına yazmıştım. Nasip olmadı.Ayhan Songar Hocamız: ’Bir bilim ve fikir adamı olarak bilgi, birikim ve
düşüncelerini topluma anlatan ve günümüz psikiyatrisüerinin uzmanlarından olan Songar Hoca, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalında bir süre
öğretim üyeliği yapmıştı. Yerli ve yabancı çok sayıda tıp dergilerinde yayımlanmış
eserleri bulunan ve son olarak Türkiye Gazetesi’nde yazdığı makalelerle tanınan
Hocanın son ziyaretçileri ise RP Genel Başkanı Prof.Dr.Necmettin Erbakan ile
istanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan olmuş. Ziyaretten
yaklaşık bir saat sonra hayata gözlerini yuman Songar Hoca’mn cenazesi bugün
Fatih Camiinden kaldırılacak. ’Milli Gazete’den aktardım bu satırları. Allah’ım
Ayhan Hocayı bağışla. Nur içinde yatır. Efendimize yakın eyle. Amin.
Susaıına Tamaro şöyle söylüyor: ..’ Mutluluk neşenin yanında güneşin yalpadaki
bir elektrik lambası gibidir. Mutluluğun hep bir nesnesi vardır. Birşeyler yüzünden
mutlu olunur. Varlıj^ dışardan bir olaya bağımlıdır. Oysa neşenin nesnesi yoktur.
Belirgin olmayan bir nedenle sarar seni. Varlığı güneşe benzer. Kendi yüreğinin
ısısıyla yakar.’
Arif Ay’ın ’Dokuz KandiTini okurken bir taraftan neşe bir taraftan sevinç ve
mutluluk duydum. Yedigece kitapları yayımlamış. Kitabı Hasan Aycın (grafikci-
çizer) Ağabey hediye ettiler. Yayıma hazırlayan Abdussamed Ûdük. Kendilerini
telefonla  aradım.   Niyetim baskısı,  kapağı  dizaynı  hoş  olan  bu  eserleri
yayınladıkları için tebrik etmekti. Dışarda olduklarını söylediler.  Adımı ve
telefonumu bıraktım.
Kitap,   ’Nuri  PakdiTe  bitimsiz  saygıyla’   ithaf olunmuş.   Sonra  Bâkfnin
beyitlerinden iki mısra yer alıyor;
’Minnet Hüdâya Devlet4 Dünyâ Fena Bulur
Baki kalur sahtfe-i âlemde adımız’
’Neden Dokuz Kandil?’ sorusuna cevap verir Arif Ay:
’Bu insanlar, misyonları itibariyle, toplumun çeşitli kesimlerine ışık tutmuş, onlar
üzerinde sevgi ve umut halesi oluşturmuşlardır. 1923 devrimiyle ayağı kayan, kalbi
kararan, belleği körelen toplumu,  sözleriyle,  eserleriyle, tavırlarıyla sırât-ı
müstakiym’e çağıran, bu yola hayatlarını koyan, binbir güçlüğe göğüs geren, ufuk
insanlardır.’
Önce Gönenli Mehmet Efendi (1901-1991) yi gündeme alır.
 
Mehmet Efendi asrımızın ulularından, büyük Allah dostu Sami Efendi Hz.lerinin
ihvanlanndandı hatırladığım kadarıyla. Kur’an okuyuşunda huşu, huzur bulurdu
insanlar. Bir gönül adamıydı. Bir Allah dostumun sofrasında gönenmişti Gönenli
Mehmet Efendi Kur’an bülbülüydü öyle anılırdı. Kendisi de ulular meclisindendi
Allah bilir.
’Hep Gönendiren. Ehl-i hâl-EhK dil. Hadim-i Kur’an Hadim-i Din. Himmet
ve hamiyet çağlayanı. Kalpleri cilalayan; gönül adamı. Reisül Kurra. Her şeyin
prangaya vurulduğu, zulmün ayyuka çıktığı, köke isyanın, topla tüfekle damgacıyla,
cebren ve hile ile sürdüğü dönemde, bir Allah kulu. Doksan yıllık bir ömrü ziyansız,
gafletsız yaşadı. Cami kandili. Kuşluk saati; gündüzü de gecesi de cehd,
vecd ve niyazla nakışlı ve ışıklı. Her mekanda ve zamanda oğul veren an:
Bediuzzaman, ’Kahraman Hoca’ dermiş O’na.
’Zahirden bâtına köprüler kurdun
zenginliğinde yoksuldun
yoksulluğunda zengin
kalbinde lav gibi Kur’an aşkı
tadan bilir ancak sendeki bu meşki
himmette toprak gibisin efendim
sevginde su gibi aziz’
Ardından Necip Fazıl Kısakürek (1904-1983) üstadımızı sıraya almış sayın Ay.
Aşk insanı tutuşturur. Yakar kavurur, için için yanar durur. Yunus, Fuzuli, Şeyh Galip
Yanmadı mı? Hallae-i Munsurun aşkı bilinen sonuca sebep olmadı mı? Ferhat dağı
delmedi mi?
Öyleyse Tasavvuf yanma, kavrulma, erime, erme, yok olma değilde nedir ki?
Burada üstüdımız N.Fazırın aşkından bahsediyoruz. Abdulhekim Arvasi Hz.lerine
 olan tutkulu Anadolu sevdasına dönüşmedi mi? Allah davasına bir ömür vermedi mi?
Tikir dükkanını Kaf Dağı’na değil, bulvarlara, meydanlara açan deha. Bir projektördü;
 aydınlığıyla, karanlığı kendine kalkan edinen sahtelik, sahtekarlık ve sahte
kahramanları bir bir teşhis ve tevsik etti Anadolu’nun şuuru, Yüzünde her çizgi
bin yıllık tarihten birer yaprak. Bütün çilemize rağmen, keyfiyet bakımından
bir taksiyi dolduracak sayıya ulaşmadık derdi. Oysa tek başına bir orduydu.’
’tüm inanmışların haritasıdır yüzün
işgal ve talandan sonra
bir tarih ki her sayfası yalan-dalan
sahte kahramanlar ve filan
birbir düşürüp maskelerini
öfkesini meydanlarda dağ gibi gezdiren yürek
sen şiire sığamadın, sığmazsın
Necip Fazıl Kısakürek..’
 
RECEP GARİP’İN SON KİTABI YENİ YAYINLANDI
KİTABIN ADI: HERKES İÇİNDEKİ DÜNYA KADARDIR
YAYINEVİ: KARMA KİTAPLAR
YIL: 2011 ARALIK
DENEME
Tel. 02124451540
bilgi@karmakitap.com
 
www.recepgarip.org.tr recepgarip@gmail.com

Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR




Son Yorumlar
Ahmet y.
Evet gerçekten güzel indirimler var gitmenizi tavsiye ederim
Deftere Yaz
Ziyaretçi Defteri
Düşünce ve Önerilerinizi bizimle paylaşın.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Siyaset Urfa | http://www.siyaseturfa.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2016 - 2017